Netanyahu’nun Tartışmalı Beyaz Saray Ziyareti: Krizler ve Diplomasi
İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, Beyaz Saray’a gerçekleştireceği ziyareti, yalnızca bir diplomatik rutin olarak değil, aynı zamanda Gazze’deki İsrail bombardımanları sonucunda hayatını kaybeden 50 bini aşkın sivilin ardından gerçekleştirecek olması nedeniyle oldukça tartışmalı bir şekilde değerlendiriliyor.
Uluslararası kamuoyunun büyük tepkisini toplayan Gazze savaşı sürerken, Netanyahu’nun Washington’a ikinci kez gitmesi, özellikle İslam ülkeleri ve insan hakları örgütleri tarafından dikkatle izleniyor.
Ziyaretin Gündeminde Neler Var?
Diplomatik kaynaklar, görüşmenin üç ana başlıkta şekilleneceğini belirtiyor: Gümrük tarifeleri, İran’ın nükleer programı ve Gazze’deki işgal süreci. Netanyahu’nun temel hedefi, eski Başkan Trump’ın İsrail’e uyguladığı %17’lik gümrük vergisinin kaldırılması. İsrail, bu konuda ABD’ye jest yaparak Amerikan ürünlerine uygulanan tüm vergileri tek taraflı olarak kaldıracağını açıklamıştı, ancak bu adım Trump’ı ikna etmeye yetmedi.
ABD yönetimi, bu vergi oranını İsrail ile olan ikili ticaret açığına dayandırıyor. Netanyahu, Trump’a ticaretin karşılıklı kazanımlar doğrultusunda yeniden şekillendirilmesini teklif edecek. Trump’ın yakın çevresine göre, Netanyahu’nun bu önerileri “ciddiyetle değerlendirilse” bile, ABD’nin genel ekonomik çizgisi göz önünde bulundurulacak.
İran ve Gazze Dosyaları: Kritik Eşik
Görüşmede ayrıca Gazze’de ateşkes süreci ve rehinelerin durumu ele alınacak. Netanyahu, İran ile diplomatik görüşmelerin başarısız olması durumunda, Trump yönetimiyle İran’ın nükleer tesislerine yönelik olası bir saldırı konusunda bir anlayış birliği sağlamayı hedefliyor. İsrail tarafı, ABD ile İran arasında yeni bir nükleer anlaşmaya varılma ihtimalini oldukça düşük görüyor.
Beyaz Saray danışmanları, görüşmenin diplomatik zeminini hazırlarken, İran’ın nükleer faaliyetlerinin denetimi ve Gazze’deki insani kriz gibi başlıkları da gündeme alıyor. Ancak ABD kamuoyunda, Gazze’de 50 binden fazla sivilin hayatını kaybettiği bir ortamda Netanyahu ile yapılan bu tür temaslar, ciddi etik ve siyasi sorulara yol açıyor.
Ziyaret Öncesi Krizler ve Son Anda Gelen Değişiklikler
Netanyahu’nun ziyareti, yalnızca diplomatik değil, aynı zamanda hukuki engellerle de karşı karşıya. Hakkında devam eden yolsuzluk davası nedeniyle ifade vermesi gereken duruşmaların ertelenmesi için mahkemeden özel izin alması gerekiyor. Bu sebeple ziyaret planı hâlâ değişkenlik gösterebilir.
Ziyaretin hızla şekillenmesinin ardında, geçen hafta yaşanan kritik bir telefon diplomasisi yatıyor. Trump, Netanyahu’nun Macaristan’ı ziyaret ettiği sırada hem onunla hem de Macaristan Başbakanı Viktor Orbán’la telefonda görüşmüştü. Görüşmenin ana teması, Macaristan’ın Uluslararası Ceza Mahkemesi’nden çekilme kararıydı. Ancak Netanyahu, görüşmede gümrük vergilerini de gündeme taşıdı ve Trump, “Beyaz Saray’a gel, bu konuyu konuşalım” diyerek ziyaret önerisinde bulundu. Saatler sonra, Air Force One’da gazetecilere yaptığı açıklamada, Netanyahu’nun “belki de gelecek hafta Washington’a geleceğini” duyurdu.
Diplomasi mi, Meşruiyet Arayışı mı?
Netanyahu’nun bu ziyareti, Gazze’de yaşanan soykırıma ve yıkıma rağmen Trump ile yeniden bir fotoğraf verme arayışının ötesinde, İsrail’in bölgedeki manevra alanını koruma çabasının bir parçası olarak değerlendiriliyor. Aynı zamanda, içerideki yolsuzluk davası, Gazze’deki katliam suçlamaları ve uluslararası baskılar karşısında hem iç hem dış kamuoyuna yönelik bir meşruiyet arayışının işareti olarak okunabilir.
Bu ziyaretin zamanlaması ve içeriği, yalnızca ABD-İsrail ilişkilerinin geleceğini değil, Gazze’deki insani trajedinin çözümüne dair uluslararası aktörlerin tutumunu da belirleyecek kritik bir dönüm noktasını temsil ediyor.